Banner
Show/Hide Toggle

DÖVİZ KURLARI

İstatistikler

OS: Linux l
PHP: 5.2.9
MySQL: 5.0.89-community-log
Zaman: 11:09
Caching: Disabled
GZIP: Disabled
Üyeler: 264
Haberler: 48
Web Linkleri: 5

Ana Sayfa - Resim Galerisi - Üyelerimiz - İletişim - Ziyaretçi Defteri
 
Kizilot Mahallesi - Orhan Erdemir
Kizilot Mahallesi - Orhan Erdemir
 

ÖNEMLİ LİNKLER

www.gazeteisik.net www.bulancak.gov.tr http://bulancak.bel.tr www.bulancakhaber.com www.bulancak.com www.yildiz-haber.com www.semsettinmahallesi.com www.haber7.com www.haber10.com www.ilah.net www.gazeteler.com www.memurlar.net www.yesilgiresun.com.tr www.superkahramanlar.com www.oyunlar1.com www.maxoyun.com www.diyanet.gov.tr www.giresun-fm.com www.bahanedugunevi.com

 
 
Kizilot Mahallesi - Orhan Erdemir
 
Kizilot Mahallesi - Orhan Erdemir Ana Sayfa arrow BİR KONU Kizilot Mahallesi - Orhan Erdemir
BİR KONU PDF Yazdır E-posta
Yazar yonetici   
Salı, 16 Mayıs 2006

3 AYLAR....

Kutlu İklimlere doğru yolculuk başladı yine..

Ne şanslıyız ki bize bir fırsat daha verildi, "Hadi!" dendi..

"Receb Şehrullah" Receb Allah'ın Ayı.

Yani bu ayda sağanak sağanak Rabbimiz'in rahmeti..

Yolda değilsek de yoldayız artık inşaAllah hep beraber..

Hayırlar getirmesini Rabbim'den niyaz ediyorum.

Ne dersiniz gelin bu kez baştan işi sıkı tutalım?

Bu kez farklı olsun bizim için 3 Aylar..

Mesela kutlu mevsimden olabildiğince istifade adına bir program yapalım her birimiz.. Hep istediğimiz ama yapamadığımız şeyleri yazalım ilk sıralara, bir cetvel yapalım:

Namaz, zikir, uyku düzeni, kitap okuma, sadaka, Kur'an-meal-tefsir okuma.. Çetele şeklinde olsun ki, artı eksi koyalım ve her günün sonunda muhasebe yapalım..Asalım odamıza bir tane, çantamızda da bir tane olsun uymaya gayret edelim inşaAllah..

Nasıl ki evden çıkarken hergün kontrol ettiğimiz "olmazsa olmazlarımız" var; Anahtar, gözlük, cep telefonu, kalem gibi mesela..

İşte bu mevsimde bizim de olmazsa olmazlarımız olsun..

Abdestli çıkalım mesela evden mutlaka, dilimizde dua olsun, merdiven iner-çıkarken "lailaheillallah" diyelim..

Evden çıkarken çantamıza mutlaka küçük bir Kur'an, bir dua kitabı koyalım.

Her fırsatta okuyalım, açıp okuyamadığımız zamanlarda da içimizden zikredelim hep..Günlük olarak mutlaka en az 100 salavat, istiğfar, Eyyub ve Yunus aleyhisselam'ın duaları okunmalı..

Evimizde, apartmanımızda, çevremizde üç ayların geldiği hissedilsin, hissettirelim..Gerek tebriklerimizle gerek alacağımız hediyelerle..

Özellikle çocuklarımız için bunu mutlaka yapalım ne olur..

Onlara mesela Perşembe günü Regaib Gecesi'nde özel, çok sevdikleri,istedikleri hediyeler alalım, tatlı sürprizler yapalım..

Birlikte güzel yemekler yapalım.Evimizi süsleyelim, balonlar, renkli kağıtlar vs. ki kapılmasınlar batılın albenisine, dinin asık suratını değil gülen yüzünü görsünler..

Efendim, kutlu mevsimler üç aylar insan için sanki bir kurs gibidir..

Hani insan bir kursa başlar, dil, bilgisayar kursu gibi..Nasıl ilk zamanlar hiç bilmediği konuda, hiç bilmediği şekilde eğitilmek-öğrenmek, öğrenmek için gayret etmek ona zor gelir, hatta bazen bıkar, dersleri bırakmak ister..Ama çalışınca, sebat edince nasıl herşeyin üstesinden gelir..

İşte bizler de Üç Ayları Rabbimizden bize sunulan bir kurs gibi değerlendirelim inşaAllah.. Alıştırmalar yapalım bu aylarda, nefsimizi günahlardan arındırmaya gayret edelim..

Dargın olduklarımız varsa barışalım bu kutlu mevsimin yüzü suyu hürmetine..

Nefsimize ağır geliyorsa dua edelim "Allah'ım senin için, ne olur kolaylaştır" diyelim..Geceleri kalkıp 2 rekat namaz kılalım.Bir dileğimiz varsa kapısını tıklatalım..

Bazı alışkanlıklarımız varsa mesela, çok televizyon izlemek, gıybet-dedikodu, boşa vakit geçirmek vb..Bunlardan arınmaya çalışalım;

Belki zor olur ilk başlarda, ama insan devam ederse, bir de bakar ki epey yol almış bu vadide..

Çünkü gönül boşluk kabul etmez asla, sen Hakk'la doldurmazsan, şeytanın askerleri anında istila eder..

Ve nefs dizginlenmek, meşgul edilmek ister Hakk'la..

Sen onu meşgul etmezsen, o seni meşgul eder, baştan çıkarır..

Hem unutmayalım 3 Aylar çok faziletlidir..

Bu aylarda yapılan iyilikler de, kötülükler de katlanarak yazılır aman dikkat!

Bir iyiliğe ve güzel amele karşılık on sevap iken mesela, bu aylarda yüreğine göre sevaplar katlanır bin-milyon misli olur.Yine bir günaha bir ceza iken, bu aylarda ceza bir olmaz! Katlanır..Bu yüzden sevapları arttırma, günahları da azaltma gayretleri içinde olmalıyız inşaAllah..

Belki de bir daha 3 Aylara yetişemeyeceğiz kimbilir?

"Allahumme bâriklena fi Recebe ve Şa'ban ve belliğna Ramadan"

   

Bir keresinde kadının biri savaşta yakalanarak getirildi. Çocuğu kaybolmuştu.. Ağlıyor, sızlıyor, deliler gibi kendini oradan oraya atıyor, dört dönüyor, karşılaştığı her çocuğu göğsüne bastırı­yor, onu emziriyordu.Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem onu görünce ya­nındakilere hitaben:

"Bu kadın kendi çocuğunu ateşe atabilir mi hiç?" buyurdu. Oradaki insanlar: "As­la atmaz!" dediler. Bunun üzerine Hz.Peygamber sallallahu aleyhi vesellem:

"Bili­niz ki Allah, kullarını bu kadının çocuğuna olan sevgisinden daha çok sever" bu­yurdu.

Ah ya Rabbi! Ah ya Vedud! Ya Rahim! Ya Latif!..

Atar mı hiç? Atmaz! Atmıyor, her an hatırlatıyor kendini, sarıp sarmalıyor bizi, kucağında uyutuyor daim ahh..

Bize bizden yakın, aldığımız her nefeste O, verdiğimiz her nefeste Huu..

   

"Beni unutma!"

Hiç dikkatinizi çekti mi sizin de; O Vedud kullarıyla buluşmak için hep vesileler yaratmış?..Sarmış adeta tüm zamanı esmasıyla..

Bin çeşit vesile icad etmiş ki uyanalım, koşalım kucağına..

Bekliyor iştiyakla hep bizleri.

Bakın şöyle zaman dilimlerine, boş bir an göremezsiniz hiç..

Cuma günündeki duaların kabul olduğu o "giz"li vakit,

Her gece dünya semasına inip, kucağını açıp bekleyen O Rahim,

4 haram aydaki katlanan ameller-ibadetler,

Bugün idrak ettiğimiz 3 aylar ve içindeki kutlu geceler,

Ramazan, şevval oruçları, hac ayları..

Esmasını sarmış zamana-vakitlere, bekliyor bizleri..

Gelin affedeyim..Gelin rızk vereyim..Gelin..Gelin!

Ve hep çağları kuşatan o nida: "Beni unutma!"

Her yeni günle, ayla, saatlerle sunulan fırsatlar zinciri..

Gel temizlen! Sileyim önceni..Sıfırdan başla hayata.

Üstelik de geçmiş günahlarını sevaplara çevireyim!

Sadece bir gayret bizden, bir meyil, bir hicret O'na doğru.

Bekliyor iştiyakla hep O..

Nerdesin?!

   

Beni unutma!..

İşte şimdi tam da sırası O'nu hatırlamanın..

Evet evet hem de tam şu sıcaklarda, şu tatil vakti, şu sereserpe nefsler keyfederken..

Tam sırası o çağrıya kulak vermenin;Nerdesin?!

Beni unutma!..

Beş vakit minarelerden "Beni unutma!" okunur..

Melekler konar avuçlarına her kar tanesiyle; Beni unutma!

Gözyaşlarını siler, onarır tüm kırıklarını O Cabbar; "Beni unutma!"

Can tanen yavrunun ışıldayan gözleri olur o nida;"Beni unutma!"

Bir gülün muhteşem güzelliğinde O Cemil fısıldar kulağına;Beni unutma!

Bir yağmur tanesi okşar yüzünü kavurucu bir yaz günü;Beni unutma!

Her kapının yüzüne kapandığı en umutsuz anında sana bin pencere açan Vahhab fısıldar yüreğine;

Beni unutma!

Nerdesin?!

Lebbeyk ya Rabbi lebbeyk! Kapındayız tut yüreklerimizi, bırakma bizi..

"Allahumme bariklena fi Recebe ve Şa'ban ve belliğna Ramadan"

“Allah’ım! Hakkımızda Recep ve Şaban’ı mübarek kıl ve bizi Ramazan’a eriştir."

  

"Recepleşelim mi?" Kampanyasına sen de katıl :)

Nasıl olacak?

Şu Recebin ilk günlerinde fırsattır, günlük alışkanlıklarımızı değiştirip yeni bir program yapalım..

Hayatı ocak, şubat gibi değil de Recebce yaşayalım..

Recepleşelim..

Aykırı bir şey söyleyen, olmadık bir şeye, sana faydası olmayacak boş bir şeye davet eden olursa reddedip:

Ben Recepleştim gelemem.
Ben Recepleştim gidemem
Ben Recepleştim yapamam
Ben Recepleştim söyleyemem diyelim

Olur mu?

Var mısınız Recepleşmeye?

Daha sonra inşaAllah Şabanlaşacak ötesinde de Ramazanlaşacağız ;)

Muhabbetle efendim..

************************************************************

BERBERİN  ÖYKÜSÜ

Adamın biri her zaman yaptığı gibi saç ve sakal traşı olmak için

berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete başladılar.

Değişik konular üzerinde konuştular.


Birden Allah ile ilgili konu açıldı...


Berber: " Bak adamım, ben senin söylediğin gibi Allah'ın

varlığına inanmıyorum.


"Adam: " Peki neden böyle düşünüyorsun?


"Berber: " Bunu açıklamak çok kolay. Bunu görmek için

dışarıyaçıkmalısın. Lütfen bana söyler misin, eğer Allah var

olsaydı,bu kadar çok hasta insan olur muydu, terkedilmiş

çocuklar olur muydu? Allah olsaydı, kimse acı çekmezdi.

Allah olsaydı, bunların olmasına izin vereceğini sanmıyorum...


"Adam bir an durdu ve düşündü, ama gereksiz bir tartışmaya

girmek istemediği için cevap vermedi. Berber işinibitirdikten

sonra adam dışarıya çıktı. Tam o anda caddede uzun saçlı ve

sakallı bir adam gördü. Adam bu kadar dağınık göründüğüne

göre belli ki traş olmayalı uzun süre geçmişti. Adam berber

dükkanına geri döndü.


Adam: " Biliyor musun ne var, bence berber diye birşey yok"


Berber: " Bu nasıl olabilir ki? Ben buradayım ve bir berberim


Adam: " Hayır, yok. Çünkü olsaydı, caddede yürüyen uzunsaçlı

ve sakallı adamlar olmazdı."


Berber: " Hımmm... Berber diye birşey var ama o insanlar

banagelmiyorsa, ben ne yapabilirim ki?"


Adam: " Kesinlikle doğru! Püf noktası bu! Allah var, ve

insanlar ona gitmiyorsa, o ne yapabilir ki?


İşte dünyada bu kadar çok acı ve keder olmasının nedeni!"

88888888888888888888888888888000000000000088888888888


Yahudiler acaba neden dünya'ya hakim?
1 FİNCAN KAHVE
Bir gün bir profesör, felsefe  dersindedir. Masasının üzerinde 
birkaç kutu vardır. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, 
önüne büyükçe bir   kavanoz alır ve  içerisini tenis topları ile 
doldurur.Ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar,
Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler.

Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı

çakıl taşlarını,çalkalayarak kavanoza döker, böylece çakıl taşları 
kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur. 
Ve  öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar;  
Onlar da 'evet' oldu derler.Tekrar profesör masanın üzerindeki 
diğer kutuyu eline alır ve  içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. 
Tabii ki kumlar da çakıl taslarının aralarındaki boşlukları

doldurur. Vetekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını

sorar. Öğrenciler de koro halinde 'evet' derler.

Bu sefer, profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan

kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, kahve de kumların arasında

kalan boşlukları doldurur. Öğrenciler gülerler!
Profesör öğrencilerin gülüşünü destekler 'evet' diyerek;
"Ben bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade 
etmeye çalıştım' der. Şöyle  ki;Bu tenis topları hayatınızdaki 
önemli şeylerdir; dininiz, ibadetleriniz, aileniz, çocuklarınız, 
sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli  olan şeylerdir. 
Şayet diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve 
hayatınızı doldurur. O çakıl tasları ise daha az önemli olan 
diğer  şeylerdir;işiniz, eviniz, arabanız vs. Kum ise diğer 
ufak tefek  şeylerdir. 'Şayet kavanoza önce kum doldurursanız...' 
Diye, anlatmaya devam  eder, 'çakıl taslarına ve özellikle de 
tenis toplarına (yeterli) yer  kalmaz. Aynı şey hayatımız için de 
geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf 
ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır. 
Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arzeden şeylere çevirin. 
İbadetinizi aksatmayın ,Çocuklarınızla oynayın. Sıhhatinize dikkat edin. 
Eşinizle yemeğe çıkın. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. 
Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, 
sıralamayı iyi bilin. Gerisi zaten  hep kumdur. Bu ara bir 
öğrenci parmağını kaldırır ve sorar; 'Pekiyi, o iki fincan  
kahve nedir?'

Profesör gülerek: " bu soruyu sorguğuna sevindim."
Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız

ve sevdiklerinize bir fincan kahve içecek kadar vakit ayırın!'
Cevap:Bunun tek nedeni inançlarındaki samimiyettir.Siz hiç Hz Osman'dan, 
Hz.Ebu Bekirden bu yana  "kazancımın yarısını İslam'a veriyorum" diyen bir müslüman 
duydunuz 
mu?.Bazı dünya markaları kazancının yarısını İsraile göndeiyor.Yahudi yaptığını en 
iyisini yapıyor.
Müslüman da malzemeden ne kadar çalabileceğinin hesabını yapıyor.O yüzden değil midir  
hanımlarımız onlarca deterjanımız olmasına rağmen neden en iyi deterjan yahudi malı
 olan "ariel" i kabul ediyor.
Bunda Her yahudi kazancının 
hatırı sayılır kısmını israile gönderip devletinin kullanmasını araştırmanın 
geşliştirilmesini ,devletin güçlenmesini sağlıyor.Müslüman da zengin olunca önce 
evini ,sonra arabasını ,sonra da hanımını değiştirip 5 yıldızlı otel turlarına 
başlıyor.o yüzden müslümanlarda "kapasite yok " deyip kendimizi bu şekilde 
aşağılamak yerine  yok olan veya yok olmaya yüz tutmuş inancımızı gözden 
geçirmeliyiz.Binlerce beynimiz yurt dışında.Recep Behçet' in ilaçlarına milyar 
dolarlar verip ABD den satın alıyoruz.Çünkü Behçet hastalığını keşfedince dalga 
geçildi.Ülkesini terk etmek zorunda kaldı.Ama şimdi üniversitelerde bölümü 
açıldı.Bunun  gibi binlerce beyin makalalelerini yurt dışındaki üniversitelerde 
yayınlıyor. Biz de cumaları bozuk paramızın en küçüğünü verip arınmaya devam 
edelim.Elimize üç kuruş geçince değişikliğe başlayalım.Yahudi bombasını başımıza 
yağdırırken tüm dünya ile birlikte izleriz.Selam ile....    
        
 	 
 
PAKİSTANLI Dr.Faruk 
Saleem'in YAZISI ...

Dünyada yalnızca 14 milyon Yahudi var, Kuzey ve Güney Amerika'da yedi milyon, Asya'da beş milyon, Avrupa'da iki milyon ve Afrika'da 100,000 kişi. Tek bir Yahudi'ye 100 tane Müslüman düşmektedir. Buna rağmen Yahudiler tüm Müslümanların toplamından yüz kez daha güçlüdürler. Nedenini hiç merak ettiniz mi?
Tüm zamanların en etkin bilim adamı ve Time dergisi tarafından 'Yüzyıl'ın Adamı' seçilen Albert Einstein bir Yahudi'ydi. Psikanalizin babası Sigmund Freud bir Yahudi'ydi. Karl Marx, Paul Samuelson ve Milton Friedman da öyle. İşte size ürettikleriyle tüm insanlığa zenginlik katmış olan Yahudilerden bazıları:
Ø Benjamin Rubin insanlığa aşı iğnesini verdi.
Ø Jonas Salk ilk çocuk felci aşısını geliştirdi.
Ø Albert Sabin çocuk felci aşısını daha da geliştirdi.
Ø Gertrude Elion lösemiye karşı ilacı verdi.
Ø Baruch Blumberg Hepatit B aşısını geliştirdi.
Ø Paul Ehrlich frengiye karşı bir tedavi buldu.
Ø Elie Metchnikoff bulaşıcı hastalıklarla ilgili çalışmalarıyla Nobel ödülü kazandı.
Ø Bernard Katz nöromüsküler iletişim (kas-sinir sistemi arası iletişim) alanında Nobel ödülü kazandı.
Ø Andrew Schally endokrinoloji (metabolik sistem rahatsızlıkları, diabet, hipertiroid) Aaaron Beck Cognitive Terapi (akli bozuklukları depresyon ve fobi tedavilerinde kullanılan psikoterapi yöntemi) geliştirdi.
Ø Gregory Pincus ilk doğum kontrol hapını geliştirdi.
Ø Gerald Wald insan gözü hakkındaki bilgilerimizi geliştirerek Nobel ödülü kazandı.
Ø Stanley Cohen embriyoloji (embriyon ve gelişimi çalışmaları) dalında Nobel aldı.
Ø Willem Kolff böbrek diyaliz makinesini yarattı.
Müslümanlar da dahil tüm hastalar Yahudilerin; bu buluşlarından yararlanıyor, sağlığına kavuşuyor.
Peter Schultz optik lif kabloyu, Charles Adler trafik ışıklarını, Benno Strauss paslanmaz çeliği, Isador Kisse sesli filmleri,Emile Berliner telefon mikrofonunu ve Charles Ginsburg videotape kayıt makinesini geliştirdi. Stanley Mezor ilk mikro-işlem çipini icat etti. Leo Szilard ilk nükleer zincirleme reaktörünü geliştirdi. Son 105 yılda 14 milyon Yahudi bilim dalında 100 ün üzerinde Nobel ödülü kazanırken, 1.4 milyar Müslüman yalnızca üç Nobel kazandı. Neden Yahudiler bu kadar güçlü ?
Yahudi inancına bağlı ünlü yatırımcılar; Ralph Lauren (Polo), Levi Strauss (Levi's Jeans), Howard Schultz (Starbuck's), SergeiBrin (Google), Michael Dell (Dell Bilgisayar), Larry Ellison (Oracle), Donna Karan (DKNY), Irv Robbins ( Baskins
Yale Üniversitesi'nin Başkanı Richard Levin bir Yahudidir.
Harrison Ford, George Burns, Tony Curtis, Charles Bronson, Sandra Bullock, Billy Crystal, Woody Allen, Paul Newman, Peter Sellers, Dustin Hoffman, Michael Douglas, Goldie Hawn, Cary Grant, William Shatner, Jerry Lewis ve Peter Falk'ın da Yahudi olduklarını biliyor muydunuz ?
Yönetmenler ve yapımcılar arasındaki Yahudiler: Steven Spielberg, Mel Brooks, Oliver Stone, Aaaron Spelling (Beverly Hills 90210), Neil Simon (The Odd Couple), Andrew Vaina (Rambo 1 /2 / 3), Michael Mann (Starzky and Hutch), Milos Forman (One FlewOver The Cuckoo's Nest, Amadeus), Douglas Fairbanks (TheThief of Baghdat), Ivan Reitman (Ghostbusters), Kohen Kardeşler,William Wyler. William James Sidis, 250-300 lük I.Q. derecesiyle dünyanın gördüğü en parlak insandır. Bilin bakalım hangi dine mensuptur?
Soru: Neden Yahudiler bu kadar güçlüdür?
Cevap: Eğitim (Sorgulayıcı, Araştırıcı, Yaratıcı)
Soru: Neden Müslümanlar bu kadar güçsüzdür?
Cevap: Yanlış Eğitim veya Sıfır Eğitim (......... Sorgusuz, Araştırmasız, Ezberci)
Gezegenimizde yaklaşık 1.476.233.470 Müslüman yaşamaktadır. Asya'da 1 milyar, 400 milyon Afrika'da, 44 milyon Avrupa'da, ve 6milyon Amerika kıtasında. Toplam dünya nüfusu içinde her beş kişiden biri Müslümandır. Her bir Hindu'ya iki Müslüman düşmektedir, her bir Budist'e karşılık iki Müslüman vardır ve her bir Yahudi'ye karşılık 100 adet Müslüman bulunmaktadır.
Müslümanların bu kadar kalabalığa rağmen neden güçsüz olduklarını hiç merak ettiniz mi? Nedeni şudur; İslam Konferansı Örgütü'nün (OIC) 57 üyesi vardır ve ülkelerin tümünde 500 adet üniversite bulunmaktadır. Üniversite başına 3 milyon Müslüman düşmektedir. Sadece ABD'de 5.758 üniversite vardır. 2004 yılında Shanghai Jiao Tong Üniversitesi' Dünya Üniversitelerinin Akademik Değer Listesi' hazırlamış ve ilginçtir ki Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerin hiç birinden ilk 500 e giren üniversite yoktur. UNDP tarafından toplanan verilere göre Hıristiyan dünyasında okuma-yazma bilenlerin oranı neredeyse % 90 ve bunlardan 15 Hıristiyan çoğunluğa sahip ülkede okuma-yazma oranı % 100 dür. Müslüman dünyasında buna çok zıt bir durum olarak bir ülkenin okuma-yazma oranı yaklaşık % 40 olup, % 100 okur-yazar oranına sahip bir Müslüman ülke yoktur.
Hıristiyan dünyasındaki 'okur-yazar' ın% 98'i ilkokulu bitirmişken, Müslüman dünyasında bu oran % 50dir. Hıristiyan dünyadaki okur-yazarların % 40'ı üniversite mezunudur ve bu oran Müslüman dünyasında %2'yi geçememektedir.
Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerdeki toplam bilim adamı sayısı 230 olup her bilim adamına düşen Müslüman sayısı 1 milyon kişidir. ABD her 1 milyon Amerikalıya karşılık yaklaşık 4000 bilim adamına, Japonya 5000 bilim adamına sahiptir. Tüm Arap dünyasındaki tam-zamanlı çalışan araştırmacı sayısı 35.000 kişidir ve her bir milyon Arap nüfusa 50 teknisyen düşmektedir. (Bu sayı Hıristiyan dünyasında bir milyon kişiye 1000 teknisyendir.) Ek olarak İslam dünyası gayrı safi milli hasılasının yalnızca % 0.2 sini araştırma-geliştirme bütçesi olarak ayırmaktayken Hıristiyan dünyası % 5 oranında araştırma-geliştirme fonu ayırmaktadır.
Sonuç:İslam dünyası bilgi üretebilecek kapasiteden yoksundur.
1000 kişiye düşen günlük gazete sayısı ve bir milyon kişiye düşen kitap çeşidi bilginin toplum içine yayılıp yayılmadığının iki önemli göstergesidir. Pakistan'da 1000 kişiye 23 günlük gazete düşerken bu sayı Singapur'da 360 dır. İngiltere'de her 1000 stand için 2000 çeşit kitap bulunurken, Mısır'da kitap eşidi 20 dir.
Sonuç: İslam dünyası bilgi yayılmasını gerçekleştirmekte başarısızdır.
Bilgi uygulamasının önemli göstergelerinden biri ileri teknoloji ihracatının toplam ihracat içindeki oranıdır. Pakistan'ın ileri teknoloji ihracatının toplam ihracatın içindeki oran % 1, Suudi Arabistanın % 0.3, Kuveyt, Fas, ve Cezayirin aynı şekilde % 0.3tür. Singapur'da bu oran % 58 'dir.
Sonuç: İslam Dünyası bilgi uygulamasını gerçekleştirememektedir.
Neden Müslümanlar güçsüzdür? Çünkü bilgi üretmiyoruz.
Neden Müslümanlar güçsüzdür? Çünkü bilgiyi yayamıyoruz.
Neden Müslümanlar güçsüzdür? Çünkü bilgiyi uygulamıyoruz.
Ve gelecek bilgi-temelli toplumlara aittir.
İlginçtir, OIC üyesi 57 ülkenin gayrı safi milli hasılalarının toplamı 2 trilyon doların altındadır. ABD, tek başına 12 trilyon dolar değerinde mal ve hizmet üretmekte, Çin 8 trilyon dolar, Japonya 3.8 trilyon dolar ve Almanya 2.4 trilyon dolarlık üretim yapmaktadır. (Satın alma gücü eşitlenerek hesaplama yapılmıştır.) Petrol zengini Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Katar hep birlikte 500 milyar dolarlık mal ve hizmet üretmektedirler ve bunların çoğu petroldür. Mal ve hizmet üretimi İspanya'da 1 trilyon doların üzerindedir. Katolik Polonya 489 milyar dolarlık mal ve hizmet üretim gerçekleşmektedir. Budist Tayland 545 trilyon dolar değerinde mal ve hizmet üretimi yapmaktadır. İslam Dünyasının gayrı safi milli hasılasının tüm dünya gayrı safi milli hasılası içindeki oranı hızla azalmaktadır.
O halde Müslümanlar neden bu kadar güçsüzdür? Cevap: Eğitim Yoksunluğu. Tam anlamıyla söylersek kaliteli eğitim yoksunluğu. Çok kesin biçimde söylersek akılcı olmayan, din eksenli ve çağdışı eğitim.
Dr.Faruk Saleem, Yazar, İslamabad

 

EN İYİ DOST'A zaman ayırın.Zaman da Siz de O'na aitsiniz.

Son Güncelleme ( Perşembe, 17 Haziran 2010 )
 
< Önceki   Sonraki >
Kizilot Mahallesi - Orhan Erdemir

Saat

Sayac

Bugün26
Dün55
Hafta385
Ay236
Toplam39681

Anket

DERNEĞİMİZİN ÇALIŞMALARINI BEĞENİYOR MUSUNUZ?
 

OnemliLinkler

Kizilot Mahallesi - Orhan Erdemir